Cilt Lekeleriyle Başa Çıkmanın Yolları yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Cilt Lekeleriyle Başa Çıkmanın Yolları
Cilt Lekeleriyle başa çıkmak, güzelliğinizi ön plana çıkaracak önemli bir adımdır. Peki bebek gibi lekesiz bir cilt için neler yapılmalı? Bu yazıda, cilt lekelerinin ne olduğunu, neden oluştuğunu ve tertemiz lekesiz cilt için onlardan nasıl kurtulabileceğinizi inceleyeceğiz.
Cilt lekeleri, cilt tonunun düzensizleştiği, rengin açıldığı veya koyulaştığı alanlar olarak tanımlanabilir. Bu lekeler, güneş ışınları, yaşlanma, sivilce ve akne izleri gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Cilt bakım rutininize ekleyebileceğini doğal içerikli bir C serum, bu tür lekeleri hafifletmeye ve cilt tonunu eşitlemeye yardımcı olabilir.
Cilt lekeleri farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Güneş ışığına uzun süre maruz kalmak, hormonal değişiklikler, stres, yanlış cilt bakım ürünleri ve akne gibi faktörler cilt lekelerine yol açabilir. C serum, antioksidan içeriği sayesinde cildinizi serbest radikallere karşı korurken, leke oluşumunu engellemeye yardımcı olabilir.
Propolis, güçlü antioksidan özellikleri sayesinde ciltteki serbest radikallerle savaşır ve cildin doğal parlaklığını korumasına yardımcı olur. C vitamini, koyu lekelerden ve eşit olmayan cilt tonundan sorumlu pigment olan melanin üretimini engelleme yeteneği ile bilinir. Bilimsel araştırmalar, doğal bir arı ürünü olan propolisin de melanin üretimini dengelemeye yardımcı olduğunu ve cilt lekelerinin görünümünü azaltabileceğini göstermektedir. Daha aydınlık bir cilt görünümü ve ciltte yaşlanma karşıtı etkiler için propolis ve C vitaminini birlikte içeren serumları kullanabilirsiniz!

Lekesiz bir cilt için atabileceğiniz adımlar, doğru bir cilt bakım rutini oluşturmakla başlar. C serum nedir diye merak edenler; cilt lekeleri ile mücadelede kullanılabilen ve C vitamini içeren bir serum türüdür. Cildinizi aydınlatmada, lekeleri azaltmada ve cilt tonunu dengelemede etkili olabilir. Ayrıca, güneşten korunmak, sağlıklı beslenmek, yeterli su içmek ve düzenli olarak cildinizi nemlendirmek de leke oluşumunu azaltmada yardımcı olabilir. Leke karşıtı bir cilt serumu tercih ederken içeriğinde propolis, arı sütü, ferulik asit, c vitamini gibi leke karşıtı etki gösteren antioksidan özellikli doğal bileşenler tercih edilebilirsiniz.
Tertemiz lekesiz cilt elde etmek, düzenli bir cilt bakım rutini gerektirir. Cildinizi özenle koruyarak ve doğal ürünler kullanarak, cildinizdeki lekelerin görünümünü azaltabilir ve aydınlanmış bir cilt görünümüne sahip olabilirsiniz.
Lee, J. Y., Choi, H. J., Chung, T. W., Kim, C. H., Jeong, H. S., & Ha, K. T. (2013). Caffeic acid phenethyl ester inhibits alpha-melanocyte stimulating hormone-induced melanin synthesis through suppressing transactivation activity of microphthalmia-associated transcription factor. Journal of natural products, 76(8), 1399–1405. https://doi.org/10.1021/np400129z
Cilt Lekeleriyle Başa Çıkmanın Yolları yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>Anadolu Propolisinin Meme Kanseri Üzerine Etkisi yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Propolis, arıların bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından topladığı güçlü antioksidan ve antimikrobiyal etkilere sahip tamamen doğal bir arı ürünüdür. Arılar tarafından kovandaki mikropları yok etmek ve sterilizasyonu sağlamak için kullanılır. Arılar petek gözlerini önce propolis ile kaplar sonra ana arı petek gözüne yumurtasını bırakır. Bu sayede yumurtanın sağlıklı bir şekilde gelişmesi sağlanır. Ayrıca arılar, propolisle sıvanan petek gözlerine balını, polenini ve arı sütünü koyar. Böylece arının ürünleri kovanda bozulmadan saklanır.
Güçlü bir antioksidan olan propolisin antikanserojen ve antienflamatuvar özellikleri de bulunmaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalarda propolisin kanserli hücrelerin sayısını azalttığı gözlemlenirken, sağlıklı dokuya hiçbir şekilde zarar vermediği belirtilmiştir. Araştırmacılar kanser vakalarında en az %30 oranında saf Anadolu Propolisi içeren bir özütten günde en az 20 damla tüketilmesini tavsiye etmektedir.
2012 yılında İstanbul Üniversitesi’nde yapılan çalışmada; kadınlarda yaygın olarak görülen meme kanseri hücrelerinde, in vitro koşullarda, hücre kültürü yöntemi kullanılarak, propolisin sitotoksik ve apoptotik (kanseri yok edici) etkileri değerlendirilmiştir. Çalışmada; farklı bölgelere (Arjantin, Çin, Türkiye)’ye ait 8 propolis ekstraktının meme kanseri hücresi üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda Türkiye’de üretilen Anadolu Propolisinin tümör belirteci özellik gösterdiğini ve kanser hücreleri üzerinde en etkili sonucu verdiği ortaya konulmuştur.
2019 yılında İstanbul Üniversitesi’nde yapılan bilimsel bir çalışmada, farklı propolis özütü örneklerinin fenolik içerikleri ve meme kanseri hücreleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmada Arjantin, Çin ve Türkiye’den Anadolu propolisi özütü örnekleri incelenmiştir. Toplanan örneklerin meme kanseri hücreleri üzerindeki baskılayıcı etkisinin içerdikleri fenolik bileşenlerin miktarı ve çeşitlerine bağlı olarak farklılıklar gösterdiği görülmüştür. Çalışmanın sonucunda, Çin’den alınan propolis özütü örneğinin etki göstermediği, Anadolu propolisi özütünün ise diğer propolis örneklerine kıyasla daha yüksek fenolik bileşen içeriği ve meme kanseri hücrelerini baskılama potansiyeli gösterdiği görülmüştür.
2018 yılında Türkiye’de yapılan bir diğer bilimsel çalışmada, Anadolu propolisinin kimyasal kompozisyonu, antioksidan kapasitesi, meme kanseri hücrelerinde koruyucu etkisi ve fibroblastlar üzerindeki proliferatif etkisi incelenmiştir. Anadolu propolisinin ana bileşenleri pinosembrin, krisin, galangin, pinobanksin, pinostrobin, kafeik asit, p-kumarik asit, ferrulik asit ve t-sinamik asit olarak sıralanmıştır. Araştırma sonuçlarında, yüksek antioksidan kapasiteye sahip olan Anadolu propolisi örneklerinin meme kanseri hücrelerinin çoğalmasını baskılarken dermal fibroblastlarda koruyucu etki gösterdiği ortaya konulmuştur.
Kaynaklar:
Anadolu Propolisinin Meme Kanseri Üzerine Etkisi yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>Arı Ürünlerinin Bağışıklık Sistemi ve Kronik Hastalıklar Üzerine Etkisi yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Arı ürünleri yüksek antioksidan içeriğiyle, insanlığın başlangıcından bu yana hastalıkların tedavisinde destek olarak kullanılmıştır. Özellikle 15 farklı fenolik ve flavonoid içeriğine sahip olan Anadolu propolisi bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara yakalanma sıklığını azaltmaktadır. Ayrıca yüksek koruyucu özelliğe sahip ham bal, arı sütü, polen, arı ekmeği ve arı zehri de insan sağlığı ve bağışıklık sistemi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir.
Propolis, arıların bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından topladığı güçlü antioksidan ve antimikrobiyal etkilere sahip tamamen doğal bir arı ürünüdür. Arılar tarafından kovandaki mikropları yok etmek ve sterilizasyonu sağlamak için kullanılır. Arılar petek gözlerini önce propolis ile kaplar sonra ana arı petek gözüne yumurtasını bırakır. Bu sayede yumurtanın sağlıklı bir şekilde gelişmesi sağlanır. Ayrıca arılar, propolisle sıvanan petek gözlerine balını, polenini, arı sütünü koyar. Böylece arının ürünleri kovanda bozulmadan saklanır.
Propolis; antioksidan ve antibakteriyel etkisinin yanı sıra, antifungal, antiviral, antienflamatuvar ve antitümör etkilere de sahiptir.
2021 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde in vitro koşullarda yapılan bilimsel çalışmada, Anadolu propolisin içeriğinde doğal olarak bulunan fenolik ve flavonoid yani antioksidan bileşenlerin koronavirüs enfeksiyonuna karşı etkileri değerlendirilmiştir.
Çalışmada 2 propolis ürünü kullanılmıştır:
1- Ham propolis ekstrakte edilmiş olarak
2- Hazır ekstakte edilmiş, yerli ticari bir marka (Bee’o Up)
Çalışmanın sonucunda Anadolu Propolisin içeriğinde doğal olarak bulunan Kafeik Asit Fenetil Ester (KAFE), Hesperitin, Kafeik Asit, Kuersetin, Pinosembrin, Galanjin flavonoidlerinin SARS-CoV-2 virüsünün ACE-2 reseptörüne bağlanmayı önleyici etki gösterilmiş ve virüslerin bağlanmasına engel olduğu ve dolayısıyla enfeksiyon gelişmesinin de engellendiği belirtilmiştir.
Polen, doğal bir arı ürünüdür. Dünyadaki “Tek Tam Gıda” olarak tanımlanır. Bir canlının yaşaması için tüm besin öğelerini içerir. Polenin bileşiminde doğal olarak; lif, fenolik ve flavonoid bileşenler, B1, B2, B3, B5, B6, A, E, C, D ve K vitaminleri, potasyum, kalsiyum, magnezyum, çinko, selenyum, demir, bakır, manganez ve fosfor gibi mineraller yer alır. Ek olarak, yaklaşık %30 oranında protein içeriğine de sahiptir.
2017 yılında, Çinde Fujian Üniversitesi’nde yapılan bilimsel bir çalışmada, polenin karaciğer ve böbrekte oluşan hasar üzerine etkisi incelenmiştir.
Çalışma 36 rat üzerinden yürütülmüştür, ratlar 6 gruba ayrılmıştır.
1.Gruba 10 ml/kg/gün tuzlu su verilmiştir.
2.Gruba 10 ml/kg/ gün tuzlu su ve 8 mg/kg sisplatin adlı ilaç verilmiştir.
3.Gruba 8 mg/kg sisplatin adlı ilaç verilmiştir.
4.5. ve 6.Gruba sırasıyla 400, 800, 1200 mg/kg/gün arı poleni ve 8 mg/kg sisplatin verilmiştir.
Çalışmanın sonucunda, polen tüketen grupların karaciğer fonksiyon değerleri (ALT, AST) ile böbrek fonksiyon (BUN, kreatin) değerleri önemli ölçüde azalmıştır. Fakat sadece sisplatin uygulanan grupta bu göstergelerin çok yükseldiği bulunmuştur. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların içeriğinde bulunan sisplatinin böbrek ve karaciğer hasarına yol açtığı da belirtilmiştir.
Arı ekmeği, polenin dış zarının arının kendi enzimleriyle sindirilip bütün besin içeriğinin açığa çıkmış tamamen doğal bir arı ürünüdür. Kısaca polenin fermente halidir. Enzimlerle polenin dış zarının parçalanması bir fermentasyon işlemi olup, bu fermentasyonda yararlı bakteriler gelişmektedir. Bileşiminde bulunan Lactobacillus bakterileriyle doğal probiyotik bir gıdadır. Vitamin ve mineral içeriğiyle ve doğurganlığı desteklemesiyle de ön plandadır. Arı ekmeğinin protein içeriği de oldukça yüksektir. Yaklaşık %35 oranında protein içerir. Ayrıca “K vitamini” açısından zengin olduğu ve aynı zamanda yüksek miktarda B vitamini içerdiği bilimsel kaynaklarda da belirtilir.
Yapılan çalışmalar arı ekmeğinin antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinin yanı sıra
2019 yılında Nitra Üniversitesi’nde yapılan bilimsel çalışmada, arı ekmeğinin diyabetli gruplarda etkisi değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan 30 rat, kontrol ve deney grubu olarak iki gruba ayrılmıştır.
Çalışmanın sonucunda, arı ekmeği tüketen grubun kan şekeri seviyelerinde anlamlı düşüş olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca diyabete bağlı görülen hiperglisemide faydalı olabileceği bildirilmiştir.
Arı sütü, işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladığı, kovanda yavru arıların ve kraliçe arının beslenmesinde kullanılan doğal bir arı ürünüdür. Bütün arılar doğduklarında aynı fiziksel özelliklere sahiptir. Fakat, kovanda tek bir arı, arılar tarafından içgüdüsel olarak yoğun miktarda arı sütü ile beslenir ve o arı diğer arılardan farklılaşarak kraliçe arıya dönüşür. Kraliçe arı diğer arılardan 2 kat daha fazla gelişir ve her gün kovana 2000 yumurta bırakarak koloninin devamlılığını sağlar. İşçi arılar 45 gün yaşarken, kraliçe arı hayatı boyunca arı sütü ile beslenerek 5-7 yıl arası yaşayabilir.
2020 yılında Heilongjiang Bayi Agricultural Üniversitesi’nde yapılan bilimsel bir çalışmada, arı sütünde bulunan ve çok özel bir bileşen olan 10-HDA’nın akciğer kanseri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışma, 3 tip akciğer kanseri hücresi ve normal hücreler üzerinde yürütülmüştür. 10-HDA bileşeni hücrelere 3, 6, 12, 24 saat süreyle verilmiştir ve oluşacak etkilere bakılmıştır.
Çalışmada daha fazla süre 10-HDA bileşenine maruz kalan hücrelerin %55 oranında yıkıma uğradığı tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda arı sütünün içeriğinde yer alan 10-HDA bileşeninin insan akciğer kanser hücresinin çoğalmasını engellediği, normal hücreler üzerinde de herhangi bir toksik etki bırakmadığı tespit edilmiştir.
45 °C’den yüksek sıcaklıklara maruz kalmamış yani pastörize edilmemiş ve içindeki polenler tutulacak şekilde filtre edilmemiş ballar, “ham bal” olarak tanımlanır. Ham bal besin değeri açısından en değerli baldır. Besin değeri kovandan elde edildiği hali ile korunmuştur. Pastörize ballar ise 65-75 °C’ye kadar ısıtılmış ve filtre edilmiş ballardır. Yüksek sıcaklıklarda ısıl işleme maruz kaldığından dolayı içeriğindeki vitamin, mineral ve enzimlerin yapısı bozulur, insan vücudu için gerekli faydayı göstermez.
2016 yılında Mısır’da El-Azhar Üniversitesi’nde yapılan randomize kontrollü bilimsel çalışmada, febril nötropeni yaşayan lösemili (Akut Lenfositik Lösemili) çocuklarda ham balın etkisi incelenmiştir. Çalışmaya 2.5 ile 10 yaş aralığında 40 çocuk katılmıştır. Lösemi hastası çocuklara 12 hafta boyunca haftada 2 doz olmak üzere 2.5 g/kg ham bal verilmiştir. Çalışma sonucunda, bağışıklığın düştüğü ataklarda ve hastanede kalış süresinde azalma görülmüştür. Ayrıca, ham bal tüketiminin hemoglobin (kanda oksijen taşınımı sağlayan temel protein) seviyelerinde artış sağladığı belirtilmiştir. Araştırmacılar, ham balın lösemi hastası çocuklarda nötropeni ve kan parametreleri üzerinde olumlu etkiler gösterdiğini bildirmiştir. Ham balın bağışıklık destekleyici bir tamamlayıcı gıda olarak kullanılabileceği belirtilmiştir.
Kaynaklar:
Arı Ürünlerinin Bağışıklık Sistemi ve Kronik Hastalıklar Üzerine Etkisi yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>Arı Sütünün Ciltte Kolajen Arttırıcı Etkisi yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Güneş ışığı havadaki oksijenle reaksiyona girdiğinde “Serbest Radikaller” oluşur. Bu parçacıklar ciltle temas ettiğinde ise ciltte en büyük hasarı gerçekleştirirler yani cildin temel DNA’sına zarar verirler. Bu da oksidatif strese neden olur. Bu noktada propolis doğal bir bariyer oluşturarak güneş ışınlarına karşı cildi korur. Cilt tarafından hızlıca emilerek, güneş kaynaklı yaşlanmanın diğer bir nedeni olan serbest radikal oluşumunu engeller ve oluşmuş olan radikalleri de temizler. Arı sütü ise ciltte kolajen yapımını arttırır. Cildin daha dolgun ve parlak görünmesine yardımcı olur.
Arı sütü, işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladığı, kovanda yavru arıların ve kraliçe arının beslenmesinde kullanılan doğal bir arı ürünüdür. Bütün arılar doğduklarında aynı fiziksel özelliklere sahiptir. Fakat, kovanda tek bir arı, arılar tarafından içgüdüsel olarak yoğun miktarda arı sütü ile beslenir ve o arı diğer arılardan farklılaşarak kraliçe arıya dönüşür. Kraliçe arı diğer arılardan 2 kat daha fazla gelişir ve her gün kovana 2000 yumurta bırakarak koloninin devamlılığını sağlar. İşçi arılar 45 gün yaşarken, kraliçe arı hayatı boyunca arı sütü ile beslenerek 5-7 yıl arası yaşayabilir.
Arı sütü zengin besin bileşimiyle cildin nem dengesinin korunmasına yardımcı olurken ince çizgiler ve kırışıklıkların görünürlüğünü azaltmaya da destek olur. Özellikle kuru ve döküntülerin olduğu ciltler için doğru bir cilt bakım desteği tercihi olacaktır. Arı sütü, içeriğindeki biotin vitamini ile cilt bariyerinin önemli bir bileşeni olan keratin üretimini desteklemektedir. Değerli lipidler sayesinde cilt bariyerinin yağ dengesini yani sebumun dengesini sağlamaktadır. Bileşiminde bulunan ve sadece arı sütüne özgü olan 10 HDA ile kolajen üretimini uyararak kırışıklık görünürlüğünün önüne geçmeye destek olur.
2018 yılında Kyoto Üniversitesi’nde yapılan çift kör randomize kontrollü bilimsel çalışmada, arı sütü desteğinin cilt sağlığı üzerine etkisi incelenmiştir. Çalışmaya 20 sağlıklı birey katılmıştır ve katılımcılar 2 eşit gruba ayrılmıştır. Birinci grup, kontrol grubudur. İkinci grup ise deney grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubuna oral olarak 3 ay boyunca günlük 1 g arı sütü verilmiştir. Çalışmanın sonucunda, deney grubundaki bireylerin cildi incelendiğinde bariyer fonksiyonu gören epidermisin üst tabakasında yani keratinli tabakada hidrasyonun (sıvı desteğinin) arttığı görülmüştür.
Kaynaklar:
Arı Sütünün Ciltte Kolajen Arttırıcı Etkisi yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>Havuz ve Deniz Enfeksiyonlarından Anadolu Propolisi ile Korunun yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Yaz mevsiminde havuz ve denize sık girilmesiyle birlikte; sindirim sistemi enfeksiyonları, kulak, burun, boğaz enfeksiyonları, sinüzit, solunum yolu enfeksiyonları, göz enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, deri enfeksiyonları ve mantar enfeksiyonlarında artış gözlemleniyor. Bu enfeksiyonlardan korunmak içinde bağışıklık sistemini güçlü tutmak oldukça önem taşıyor. Bunların yanı sıra güneş yanıkları ve lekelenmeler de sık sık yaşanıyor. Benim önerim; tatilde de bağışıklığınızın hep güçlü olması için Anadolu propolisi içeren bir özütten her gün en az 20 damla tüketmenizdir. Çocuğunuza da her gün en az 10 damla vermenizdir. Bunun yanında Anadolu propolisi ve non-nano mineral çinko içeren doğal mineral filtreli güneş kremlerini güneşe çıkmadan en az 30 dk. öncesinde sürmeniz ve güneşte kaldığınız süre boyunca da saatte bir olacak şekilde yenilemenizdir.
Havuz, deniz ve güneş kaynaklı enfeksiyonlardan korunmak için antioksidanlar açısından zengin beslenmeli ve bağışıklık sistemini güçlendirmeliyiz. Özellikle; koyu yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı mor meyveler, tam tahıllar, çiğ kuruyemişler ve baharatlar antioksidanlar açısından oldukça zengindir. Ayrıca bilimsel yayınlarda doğada bilinen en güçlü antioksidanın Propolis olduğu belirtilmektedir. Özellikle endemik bitki örtüsü açısından zengin olan Anadolu coğrafyasından elde edilen Anadolu propolisinin tüketilmesi önerilmektedir. İyi kalitede ve doğru teknoloji ile özütlenen Anadolu propolisinin içeriğinde en az 15 farklı polifenol bileşen bulunur. Bu bileşenler antioksidan, antienflamatuvar, antiviral ve antibakteriyel etki göstererek sağlığımızı desteklemektedir. Yapılan bilimsel çalışmalar, propolisin enfeksiyonel hastalıklar, sindirim sistemi hastalıkları ve cilt hastalıkları başta olmak üzere bağışıklığı etkileyen birçok durumda faydalı olduğunu ayrıca cilt sağlığını da olumlu etkilediğini gösteriyor. Son araştırmalar gösteriyor ki propolis cilt hasarı, yara ve kırışıklıklar üzerinde de destekleyici etkileri mevcut. Propolis, dokularda birikimi zararlı olan serbest radikallerin temizlenmesini sağlayarak güneşin zararlı ışınlarına bağlı cilt yaşlanması ve doğal yaşlanma sürecinin önüne geçmeye destek olur. Gördüğünüz gibi propolisin hem beslenmeye hem de vücudumuzun bariyeri olan cildimize faydaları oldukça yüksektir. Bu faydaları görebilmemiz için propolisin doğru özütlenmesi ve tüketiciye sunulması gerekiyor. Önerim patentli teknoloji ile özütlenen saf Anadolu propolisinin destek olarak kullanılması olacaktır. Sözleşmeli arıcılık modeli ile üretilen, gerekli sertifikasyonlara sahip ürünlerin tüketilmesidir. Doğal cilt bakım ürünleri ve güneşten koruyucu kremlerden de faydalanabilirsiniz. Bu formüllerin özellikle kimyasal filtre yerine doğal mineral filtreye sahip olmasına dikkat edilmelidir. Burada da formüllerin kimyasal madde içermemesi ve temiz içeriklere sahip olması çok önemlidir.
Havuz ve Deniz Enfeksiyonlarından Anadolu Propolisi ile Korunun yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>Güneş Lekelerine Karşı Propolis İçeren Güneş Kremleri yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Ciltte görülen güneş lekeleri, genetik faktörlerin yanında uzun saatler güneşe maruz kalma ve yeterli koruma faktörüne sahip güneş koruyucuları kullanmamaktan dolayı oluşan koyu kahverengi lekelerdir. Ayrıca hamilelik, doğum kontrol ilaçları, kozmetik uygulamalar ve bazı hormonal sebepler nedeniyle de ciltte lekeler görülebilir. Özellikle alın, burun, dudak üstü, yanak, omuzlar, kollar, eller gibi güneşe sıkça maruz kalan bölgelerde ortaya çıkar.
Özellikle yaz aylarında, güneşin dik geldiği saatlerde güneşten mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Güneşe çıkmadan 30 dk öncesinde mineral filtreli güneş kremleri tüm vücuda uygulanmalıdır. Özellikle propolis ve non-nano mineral çinko içeren güneş kremleri güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı cildinizi korur. Ayrıca güneş kremlerini, güneşe maruz kaldığınız saatler içerisinde 1 saatte bir yenilemenizi tavsiye ederim.
Güneş ışığı havadaki oksijenle reaksiyona girdiğinde serbest radikaller oluşur. Yani elektronlardan biri doğal yörüngesinden çıkar ve oksijen partikülünü “dengesiz” hale getirir. Böylece serbest bir radikal oluşturur. Bu parçacıklar ciltle temas ettiğinde ise hücrelere zarar verirler ve ciltte en büyük hasarı gerçekleştirirler. Sonuç olarak cildin temel DNA’sına zarar verirler. Bu da oksidatif strese neden olur. Bu noktada propolis doğal bir bariyer oluşturarak güneş ışınlarına karşı cildi korur. Cilt tarafından hızlıca emilerek, güneş kaynaklı yaşlanmanın diğer bir nedeni olan serbest radikal oluşumunu engeller ve oluşmuş olan radikalleri de temizler. Adeta bir detoks etkisi yaratır.
2017 yılında Meksika’da Guanajuato Üniversitesi’nde yapılan bilimsel çalışmada, propolisin güneş ışınlarına karşı koruyucu etkisi incelenmiştir. Çalışmada propolis içeren üç topikal farmasötik (likit krem, losyon ve yarı katı jel) preparat, 10 sağlıklı bireyin ciltleri üzerine cm2 başına 2 mg propolis olacak şekilde uygulanmıştır. Propolisin zararlı güneş ışınlarına karşı koruyucu etkisi incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda, in vitro ve in vivo koşullarda propolisin zararlı güneş ışınlarından koruyucu etkisi doğrulanmıştır.
2016 yılında Kore’de Kyonggi Üniversitesi’nde yapılan in vitro koşullardaki bilimsel çalışmada, propolisin insan keratinosit hücreleri (keratin üreten hücreler) üzerine etkisi incelenmiştir.
Çalışmada insan keratinosit hücreleri üzerine laboratuvar koşullarında 5 ve 10 µg/mL propolis uygulanmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, hücrelerde hasara sebep olan UVA ışınları kaynaklı serbest radikal üretiminin azaldığı görülmüştür. Çalışma sonucunda propolisin, insan keratinosit hücrelerini, ROS üretimini azaltarak UVA kaynaklı apoptoza karşı koruyucu etki gösterebileceği bildirilmiştir. Aynı zamanda propolisin keratinosit hücrelerindeki UVA kaynaklı mitokondriyal fonksiyon bozukluğunun da önüne geçebileceği bildirilmiştir.
Kaynaklar:
Güneş Lekelerine Karşı Propolis İçeren Güneş Kremleri yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>Tatile Giderken Yanına Alman Gerekenler yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
En değerli giysin olan bedenine tatilde de antioksidan desteği yapmaya devam etmelisin. Çünkü; vücudunda her gün serbest radikaller yani hücre atıkları oluşur. Bunları vücudundan süpürüp atacak olan bileşenlere ise antioksidanlar denir. Doğadaki en güçlü antioksidanlardan biri de Anadolu Propolisidir. Bunun yanında bağırsak sağlığını tatilde de ihmal etmemeli, probiyotik besinleri mutlaka tüketmelisin.
Tatile giderken çantanda olması gerekenleri sıralayacak olursam;
Tüm bunların yanında gün içinde serinletici içeceklere fazla ihtiyaç duyuyorsan ilave şekersiz olanları tercih etmelisin.
Anadolu Propolisli Ferahlatan İçecek Tarifi
Malzemeler:
Yeşil çayı 5 dk sıcak suda demle, ılıyınca ham bal ile karıştır, tarçın kabuğu ve limon dilimlerini ekle, 500ml soğuk su ve 20 damla propolis ilave et, buzdolabında sabaha kadar beklet.
Tatile Giderken Yanına Alman Gerekenler yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>ARI ZEHRİNİN ANTI-AGING ETKİSİ yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
ARI ZEHRİNİN ANTI-AGING ETKİSİ
Arı zehri kovandaki işçi arılar (Apis mellifera) tarafından kendilerini tehlikelere karşı korumaları için zehir bezlerinde üretilen ve daha sonra zehir torbasında depolanan bir maddedir. Hücreden yeni çıkmış arıların zehir üretme oranları çok azdır, büyüyüp 12 günlük olduklarında en yüksek üretim kapasitesine ulaşırlar. 20 günlük olduklarında ise zehir üretme yeteneklerini kaybederler. Ergin bir arı ortalama olarak 0.15 ve 0.3 miligram arasında zehir üretebilmektedir.
.
Arı zehri;
Arı zehri, içerdiği peptid ve enzimlerle;
Yapılan bilimsel çalışmalarda; arı zehrinin antialerjik etki göstererek egzama hastalığında görülen kaşıntı, kabartı ve kızarıklığı engellediği bildirilmektedir.
2015 yılında Kore, Kyung Hee Üniversitesi Biyoteknoloji Merkezi’nde yürütülen bilimsel çalışmada, arı zehrinin güneş ışınları ve doğal yaşlanma sürecine bağlı olarak görülen yüz kırışıklıkları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmaya 30-49 yaş aralığında 22 kadın katılmıştır. 10 katılımcının hafif şiddette; 12 katılımcının ise orta şiddette cilt hasarı mevcuttur. Katılımcılar 12 hafta boyunca günde 2 kez olmak üzere %0.006 konsantrasyonundaki arı zehirli yüz serumunu kullanmışlardır. Çalışmanın sonucunda, arı zehirli serum tedavisinin kırışıklık alanını, sayısını ve ortalama kırışıklık derinliğini azaltarak klinik olarak yüz kırışıklıklarını iyileştirdiği gösterilmiştir. Araştırmacılar, arı zehrinin cilt bakımı ürünlerinde kırışıklık karşıtı ajan olarak kullanımının güvenli ve etkili olabileceğini bildirmişlerdir.
Cilt Kırışıklığı problemi olan bireylerin arı zehri içeren serum ve krem ürünlerini düzenli olarak uygulamalarını öneriyorum.
Kaynak: Han, Sang Mi, et al. “The beneficial effects of honeybee-venom serum on facial wrinkles in humans.” Clinical interventions in aging 10 (2015): 1587.
ARI ZEHRİNİN ANTI-AGING ETKİSİ yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>Propolisin Kolon Kanseri Üzerine Etkisi yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Propolis, arıların bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından topladığı güçlü antioksidan ve antimikrobiyal etkilere sahip tamamen doğal bir arı ürünüdür. Arılar tarafından kovandaki mikropları yok etmek ve sterilizasyonu sağlamak için kullanılır. Arılar petek gözlerini önce propolis ile kaplar sonra ana arı petek gözüne yumurtasını bırakır. Bu sayede yumurtanın sağlıklı bir şekilde gelişmesi sağlanır. Ayrıca arılar, propolisle sıvanan petek gözlerine balını, polenini, arı sütünü koyar. Böylece arının ürünleri kovanda bozulmadan saklanır.
Yapılan bilimsel çalışmalarda propolis ve bileşenlerinin in vitro ve in vivo olarak hücre hatlarında antitümöral etkilerinin olduğu gösterilmiştir. Kanser tedavisine bağlı görülen kemoterapinin sitotoksik etkilerinden biri de hücre içerisinde serbest radikaller üretmesidir. Serbest radikaller, oksidatif hasar nedeniyle tümör gelişimi ve kanserojenik etkinin görülmesinde önemli bir rol alır. Ayrıca serbest radikallerin varlığına bağlı olarak artan oksidatif hasar, kemoterapide kullanılan ilaçların yan etkilerinin artmasına da sebep olur. Propolis ise içeriğindeki fenolik ve flavonoidler sayesinde güçlü antioksidan aktivite ile serbest radikalleri süpürerek hücre hasarını önler. Propolis ayrıca kemoterapinin karaciğer ve böbrek üzerindeki yan etkilerini de azaltır. Meme, karaciğer, pankreas, böbrek, mesane, prostat, kolon, beyin, baş, boyun ve cilt kanserleri gibi farklı kanser türlerinde in vitro ve in vivo yapılan çalışmalarda propolisin antitümöral etkisine dair kanıtlar gösterilmiştir. Yapılan çalışmalar incelendiğinde ise propolisin içeriğindeki antikanserojen bileşenlerin; Kafeik Asit Fenetil Ester, Kafeik Asit, Krisin, Artepilin C ve Galangin olduğu saptanmıştır. Araştırmacılar, propolisin içeriğindeki Kafeik Asit Fenetil Ester (KAFE) ve Krisin gibi biyoaktif bileşenler aracılığıyla, tümör hücrelerinin gelişiminin baskılandığını da belirtmişlerdir.
2009 yılında Tayvan’da yapılan bir çalışmada, propolisin içerisinde yer alan 3,5-diprenyl-4-hydroxycinnamic acid (DHCA) bileşeninin kolon kanseri üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda, DHCA bileşeninin kolon (colo 205) kanser hücresi üzerine gelişmeyi inhibe edici etki gösterdiği belirlenmiştir. Elde edilen bir diğer önemli bulgu; DHCA’nın sağlıklı hücrelerin gelişmesini önleyici herhangi bir etkisinin bulunmaması olmuştur.
2009 yılında Japonya’da yapılan bir diğer çalışmada propolisin etanol ekstraktlarının 4 farklı kolon kanseri hücre dizisi (CaCo2, HCT116, HT29 and SW480) üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda, propolis ekstraktlarının HCT116, HT29 and SW480 hücre dizileri üzerine doza bağlı olarak gelişmelerini inhibe edici etki gösterdikleri ortaya konulmuştur. Dolayısıyla propolisin antikanserojen etki gösteren bileşenler içerebildiği belirlenmiştir.
Kaynaklar:
1.Chen, C., Lee, Y., Lee, M. ve Chang, C.J. 2009. Supercritical fluids extraction of cinnamic acid derivatives from Brazilian propolis and the effect on growth inhibition of colon cancer cells Journal of the Taiwan Institute of Chemical Engineers 40: 130-135.
2.Ishihara, M., Naoi, K., Hashita, M., Itoh, Y. Ve Suzui, M. 2009. Growth inhibitory activity of ethanol extracts of Chinese and Brazilian propolis in four human colon carcinoma cell lines Oncology Reports 22: 349-354.
Propolisin Kolon Kanseri Üzerine Etkisi yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>Propolisin Güneş Işınlarına Karşı Koruyucu Etkisi yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Güneş her ne kadar canlılığın devamı için gerekli olsa da güneşten gelen zararlı UV ışınları ciltte olumsuz etkiler oluşturabilir. Hem UVA hem de UVB ışınına uzun süre maruz kalmak cildi yaşlandırır, kırışıklıklara sebep olur ayrıca bu durum cilt kanseri için de bir risk oluşturur.
Propolis, içeriğinde bulunan fenolik ve flavonoid bileşenler sayesinde doğadaki en güçlü antioksidandır ve cilt için de oldukça önemli doğal bir arı ürünüdür. Antioksidan etkisi sayesinde ciltte serbest radikal oluşumunu engeller ve oluşanları temizleyerek ciltte detoks etki yaratır. Propolis ciltte doğal bir bariyer oluşturarak güneşin zararlı UVA ve UVB ışınlarına karşı cildimizi korur. Ayrıca ciltte güneş ışınlarına bağlı oluşan kırışıklıkları ve yaşlanmayı engeller.
2016 yılında Kore’de Kyonggi Üniversitesi’nde yapılan in vitro koşullardaki bilimsel çalışmada, propolisin insan keratinosit hücreleri (keratin üreten hücreler) üzerine etkisi incelenmiştir.
Çalışmada insan keratinosit hücreleri üzerine laboratuvar koşullarında 5 ve 10 µg/mL propolis uygulanmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, hücrelerde hasara sebep olan UVA ışınları kaynaklı serbest radikal üretiminin azaldığı görülmüştür.
Çalışma sonucunda propolisin, insan keratinosit hücrelerini, ROS üretimini azaltarak UVA kaynaklı apoptoza karşı koruyucu etki gösterebileceği bildirilmiştir. Aynı zamanda propolisin keratinosit hücrelerindeki UVA kaynaklı mitokondriyal fonksiyon bozukluğunun da önüne geçebileceği bildirilmiştir.
2020 yılında Kore’de Yonsei Üniversitesi’nde yapılan bilimsel çalışmada, propolisin güneş ışınlarından kaynaklanan cilt yaşlanmasına karşı koruyucu etkileri incelenmiştir.
İnsan dermal hücreleri üzerinde yapılan çalışmada, propolis (2.5, 5, 10 ve 20 µg/mL) alan deri hücrelerine 10 gün boyunca günde bir kez ultraviyole ışın verilmiştir.
Çalışmanın sonucunda, propolis uygulanan insan deri hücrelerinde, UV kaynaklı oluşan kolajen bozulmasının ve cilt yaşlanmasını engellendiği bildirilmektedir.
Propolis, güneşin zararlı ışınlarına bağlı olarak gelişen cilt yaşlanmasını ve kolajen yıkımını engeller. Güneşin zararlı ışınlarından korunmak için Anadolu propolisi içeren doğal güneş kremlerinin cilt üzerine düzenli olarak uygulanmasını ve günlük en az %20 oranında saf Anadolu propolisi içeren bir özütten yetişkinlerin 20 damla, çocukların ise 10 damla tüketmesini öneriyorum.
Kaynak:
1) Kim, Han Bit, and Byung Sun Yoo. “Propolis inhibits UVA-induced apoptosis of human keratinocyte HaCaT cells by scavenging ROS.” Toxicological research 32.4 (2016): 345-351.
2) Kim, Da Hyun, et al. “Propolis Suppresses UV-Induced Photoaging in Human Skin through Directly Targeting Phosphoinositide 3-Kinase.” Nutrients 12.12 (2020): 3790
Propolisin Güneş Işınlarına Karşı Koruyucu Etkisi yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>