Koronavirüs, insan, deve, sığır, kedi ve yarasa gibi birçok hayvanda yaygın olarak görülen büyük bir virüs familyasıdır. Bu virüs soğuk algınlığından, daha ağır çeşitli hastalıklara neden olabilir. İnsanların hayvanlardan enfeksiyon kapması çok nadir olmasına rağmen, özellikle son yıllarda yeni koronavirüsler ortaya çıkmaktadır. Örneğin, 2002 yılında 8422 kişiyi enfekte eden ve salgın sırasında dünya çapında 916 ölüme neden olan ciddi akut solunum sendromu koronavirüs (SARS ‐ CoV) meydana gelmiştir. Benzer şekilde, 2012 yılında Ortadoğu solunum sendromu koronavirüs (MERS ‐ CoV) bildirilmiştir. Bu da toplam 1401 MERS ‐ CoV vakası ile 543 ölüme neden olmuştur. Bildirilen bu vakalara ve salgın hastalıklara bağlı olarak, koronavirüs enfeksiyonunun beklenmedik bir şekilde ortaya çıkışı ve ağır sonuçlar göstermesi insanlık için sürekli bir tehdit oluşturmaktadır. Ayrıca oluşan korku ve belirsizlik, dünya ekonomisini ve geleceği de etkilemektedir.

 

En son çıkan koronavirüs (COVID-19) salgını ise 100’den fazla ülke tarafından teyit edilmiş ve küresel olarak Çin’de 3100, diğer ülkelerde ise 484 ölümle birlikte, toplam 105.586 vakaya ulaşmıştır (03/08/2020). Hastalığın kontrolü sağlık otoriteleri için bir sorun teşkil etmekte ve dünya çapında yayılmasının nasıl kontrol edilebileceği sorusu endişe yaratmaktadır.

Virüse karsi bir aşı üretmek için kapsamlı araştırmalar yapılırken, henüz viral enfeksiyona karşı etkili olduğu bilinen bir antibiyotik yoktur. Bu nedenle, koronavirüs ile bağışıklık sistemi arasındaki etkileşimin daha iyi anlaşılmasına ihtiyaç vardır. Journal of Medical Virology’de yakın zamanda yayınlanan bir bilimsel makalede, koronavirüs enfeksiyonu altındaki bağışıklık sistemi reaksiyonlarının önemini vurgulanmış ve koronavirus kaynaklı enflamasyon reaksiyonlarının özelliklerinden bahsetmistir. Yazarlar, Koronavirus pnömoni vakalarında, hücre ve sıvıların birikmesinden sorumlu olan sitokin üretimini ve oluşan inflamasyonu önlemenin önemini vurgulamıştır. Yazarlar ayrıca, bağışıklık savunmasından ödün vermeden bir bağışıklık tepkisinin nasıl engellenebileceğinin henüz net olarak tanımlanmadığını belirtmişlerdir.

 

Öte yandan, grip-soğuk algınlığı semptomlarının (şiddetli yorgunluk, baş ağrısı, titreme, kas ağrıları, ateş ve hafif öksürük) bronşitler ve makrofaj hücreleri tarafından sitokinlerin açığa çıkması ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Piyasada bulunan birçok yaygın ilaca ek olarak, bazı doğal bitkiler ve takviyeler, diğer ilaçlara benzer mekanizmalar ile grip virüslerini inhibe edebilir ve hücreler tarafından üretilen sitokinleri azaltabilir. Bağışıklık sistemini etkili bir şekilde destekleyen doğal ilaçlardan biride propolistir. Propolis, bağışıklık siteminin yeterli olmadığı durumlarda kullanılabilen, bağışıklık sistemini güçlendirmek için alternatif bir yoldur. Hem anti-influenza hem de anti-inflamatuar özellikler gösteren bir moleküler yapıya sahip en popüler doğal arı ürünlerinden biridir.

 

Bu özellikler, kafeik asit fenetil ester (CAPE), kumarik asit, klorojenik asit ve apigenin dahil olmak üzere, içeriğindeki polifenoliklere bağlıdır. Bu nedenle, propolis, influenza virüsünün hem kendisine karşı, hemde sitokin reaksiyonlarından dolayı oluşan inflamasyona karşı etkilidir. Bu maddelerin, birçok bilimsel çalışmada, sitokin reaksiyonlarında yer alan bazı inflamasyon yollarını etkileyerek immünomodülatör bir etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. COVID-19 enfeksiyon vakalarının mevcut istatistiksel analizleri, ilk semptomun ortaya çıkmasından ölüme kadar geçen ortalama gün sayısının 14 gün olduğunu göstermektedir.  Ancak bu süre 70 yaş ve üstü kişilerde (11.5 gün) gençlere göre daha kısadır. Mevcut verilere dayanarak, ilk ölümler çoğunlukla yaşlılarda meydana gelmiş ve bu şekilde hastalık daha hızlı ilerlemiştir. Her ne kadar bilimsel çalışmaların COVID-19 enfeksiyonu ile bağışıklık arasındaki etkileşimi açıklığa kavuşturması gerekse de,  bağışıklık sistemimize destek olmak adına propolis’i beslenmemize dahil etmek iyi bir fikirdir.

 

Kaynaklar: