Arı Ürünlerinin Bağışıklık Sistemi ve Kronik Hastalıklar Üzerine Etkisi yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Arı ürünleri yüksek antioksidan içeriğiyle, insanlığın başlangıcından bu yana hastalıkların tedavisinde destek olarak kullanılmıştır. Özellikle 15 farklı fenolik ve flavonoid içeriğine sahip olan Anadolu propolisi bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara yakalanma sıklığını azaltmaktadır. Ayrıca yüksek koruyucu özelliğe sahip ham bal, arı sütü, polen, arı ekmeği ve arı zehri de insan sağlığı ve bağışıklık sistemi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir.
Propolis, arıların bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından topladığı güçlü antioksidan ve antimikrobiyal etkilere sahip tamamen doğal bir arı ürünüdür. Arılar tarafından kovandaki mikropları yok etmek ve sterilizasyonu sağlamak için kullanılır. Arılar petek gözlerini önce propolis ile kaplar sonra ana arı petek gözüne yumurtasını bırakır. Bu sayede yumurtanın sağlıklı bir şekilde gelişmesi sağlanır. Ayrıca arılar, propolisle sıvanan petek gözlerine balını, polenini, arı sütünü koyar. Böylece arının ürünleri kovanda bozulmadan saklanır.
Propolis; antioksidan ve antibakteriyel etkisinin yanı sıra, antifungal, antiviral, antienflamatuvar ve antitümör etkilere de sahiptir.
2021 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde in vitro koşullarda yapılan bilimsel çalışmada, Anadolu propolisin içeriğinde doğal olarak bulunan fenolik ve flavonoid yani antioksidan bileşenlerin koronavirüs enfeksiyonuna karşı etkileri değerlendirilmiştir.
Çalışmada 2 propolis ürünü kullanılmıştır:
1- Ham propolis ekstrakte edilmiş olarak
2- Hazır ekstakte edilmiş, yerli ticari bir marka (Bee’o Up)
Çalışmanın sonucunda Anadolu Propolisin içeriğinde doğal olarak bulunan Kafeik Asit Fenetil Ester (KAFE), Hesperitin, Kafeik Asit, Kuersetin, Pinosembrin, Galanjin flavonoidlerinin SARS-CoV-2 virüsünün ACE-2 reseptörüne bağlanmayı önleyici etki gösterilmiş ve virüslerin bağlanmasına engel olduğu ve dolayısıyla enfeksiyon gelişmesinin de engellendiği belirtilmiştir.
Polen, doğal bir arı ürünüdür. Dünyadaki “Tek Tam Gıda” olarak tanımlanır. Bir canlının yaşaması için tüm besin öğelerini içerir. Polenin bileşiminde doğal olarak; lif, fenolik ve flavonoid bileşenler, B1, B2, B3, B5, B6, A, E, C, D ve K vitaminleri, potasyum, kalsiyum, magnezyum, çinko, selenyum, demir, bakır, manganez ve fosfor gibi mineraller yer alır. Ek olarak, yaklaşık %30 oranında protein içeriğine de sahiptir.
2017 yılında, Çinde Fujian Üniversitesi’nde yapılan bilimsel bir çalışmada, polenin karaciğer ve böbrekte oluşan hasar üzerine etkisi incelenmiştir.
Çalışma 36 rat üzerinden yürütülmüştür, ratlar 6 gruba ayrılmıştır.
1.Gruba 10 ml/kg/gün tuzlu su verilmiştir.
2.Gruba 10 ml/kg/ gün tuzlu su ve 8 mg/kg sisplatin adlı ilaç verilmiştir.
3.Gruba 8 mg/kg sisplatin adlı ilaç verilmiştir.
4.5. ve 6.Gruba sırasıyla 400, 800, 1200 mg/kg/gün arı poleni ve 8 mg/kg sisplatin verilmiştir.
Çalışmanın sonucunda, polen tüketen grupların karaciğer fonksiyon değerleri (ALT, AST) ile böbrek fonksiyon (BUN, kreatin) değerleri önemli ölçüde azalmıştır. Fakat sadece sisplatin uygulanan grupta bu göstergelerin çok yükseldiği bulunmuştur. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların içeriğinde bulunan sisplatinin böbrek ve karaciğer hasarına yol açtığı da belirtilmiştir.
Arı ekmeği, polenin dış zarının arının kendi enzimleriyle sindirilip bütün besin içeriğinin açığa çıkmış tamamen doğal bir arı ürünüdür. Kısaca polenin fermente halidir. Enzimlerle polenin dış zarının parçalanması bir fermentasyon işlemi olup, bu fermentasyonda yararlı bakteriler gelişmektedir. Bileşiminde bulunan Lactobacillus bakterileriyle doğal probiyotik bir gıdadır. Vitamin ve mineral içeriğiyle ve doğurganlığı desteklemesiyle de ön plandadır. Arı ekmeğinin protein içeriği de oldukça yüksektir. Yaklaşık %35 oranında protein içerir. Ayrıca “K vitamini” açısından zengin olduğu ve aynı zamanda yüksek miktarda B vitamini içerdiği bilimsel kaynaklarda da belirtilir.
Yapılan çalışmalar arı ekmeğinin antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinin yanı sıra
2019 yılında Nitra Üniversitesi’nde yapılan bilimsel çalışmada, arı ekmeğinin diyabetli gruplarda etkisi değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan 30 rat, kontrol ve deney grubu olarak iki gruba ayrılmıştır.
Çalışmanın sonucunda, arı ekmeği tüketen grubun kan şekeri seviyelerinde anlamlı düşüş olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca diyabete bağlı görülen hiperglisemide faydalı olabileceği bildirilmiştir.
Arı sütü, işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladığı, kovanda yavru arıların ve kraliçe arının beslenmesinde kullanılan doğal bir arı ürünüdür. Bütün arılar doğduklarında aynı fiziksel özelliklere sahiptir. Fakat, kovanda tek bir arı, arılar tarafından içgüdüsel olarak yoğun miktarda arı sütü ile beslenir ve o arı diğer arılardan farklılaşarak kraliçe arıya dönüşür. Kraliçe arı diğer arılardan 2 kat daha fazla gelişir ve her gün kovana 2000 yumurta bırakarak koloninin devamlılığını sağlar. İşçi arılar 45 gün yaşarken, kraliçe arı hayatı boyunca arı sütü ile beslenerek 5-7 yıl arası yaşayabilir.
2020 yılında Heilongjiang Bayi Agricultural Üniversitesi’nde yapılan bilimsel bir çalışmada, arı sütünde bulunan ve çok özel bir bileşen olan 10-HDA’nın akciğer kanseri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışma, 3 tip akciğer kanseri hücresi ve normal hücreler üzerinde yürütülmüştür. 10-HDA bileşeni hücrelere 3, 6, 12, 24 saat süreyle verilmiştir ve oluşacak etkilere bakılmıştır.
Çalışmada daha fazla süre 10-HDA bileşenine maruz kalan hücrelerin %55 oranında yıkıma uğradığı tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda arı sütünün içeriğinde yer alan 10-HDA bileşeninin insan akciğer kanser hücresinin çoğalmasını engellediği, normal hücreler üzerinde de herhangi bir toksik etki bırakmadığı tespit edilmiştir.
45 °C’den yüksek sıcaklıklara maruz kalmamış yani pastörize edilmemiş ve içindeki polenler tutulacak şekilde filtre edilmemiş ballar, “ham bal” olarak tanımlanır. Ham bal besin değeri açısından en değerli baldır. Besin değeri kovandan elde edildiği hali ile korunmuştur. Pastörize ballar ise 65-75 °C’ye kadar ısıtılmış ve filtre edilmiş ballardır. Yüksek sıcaklıklarda ısıl işleme maruz kaldığından dolayı içeriğindeki vitamin, mineral ve enzimlerin yapısı bozulur, insan vücudu için gerekli faydayı göstermez.
2016 yılında Mısır’da El-Azhar Üniversitesi’nde yapılan randomize kontrollü bilimsel çalışmada, febril nötropeni yaşayan lösemili (Akut Lenfositik Lösemili) çocuklarda ham balın etkisi incelenmiştir. Çalışmaya 2.5 ile 10 yaş aralığında 40 çocuk katılmıştır. Lösemi hastası çocuklara 12 hafta boyunca haftada 2 doz olmak üzere 2.5 g/kg ham bal verilmiştir. Çalışma sonucunda, bağışıklığın düştüğü ataklarda ve hastanede kalış süresinde azalma görülmüştür. Ayrıca, ham bal tüketiminin hemoglobin (kanda oksijen taşınımı sağlayan temel protein) seviyelerinde artış sağladığı belirtilmiştir. Araştırmacılar, ham balın lösemi hastası çocuklarda nötropeni ve kan parametreleri üzerinde olumlu etkiler gösterdiğini bildirmiştir. Ham balın bağışıklık destekleyici bir tamamlayıcı gıda olarak kullanılabileceği belirtilmiştir.
Kaynaklar:
Arı Ürünlerinin Bağışıklık Sistemi ve Kronik Hastalıklar Üzerine Etkisi yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>Polenin Sindirim Sistemi Üzerindeki Faydaları yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Doğal bir arı ürünü olan polen, literatürde “Tam Gıda” olarak tanımlanmaktadır.İçeriğinde doğal olarak lif; fenolik ve flavonoid bileşenler; değerli vitamin ve mineraller yer alır.Ayrıca yaklaşık %30 oranında protein içeriğine sahiptir.Zengin besin bileşimiyle günlük vitamin ve mineral ihtiyacımızın karşılanmasına yardımcı güçlü bir besindir.Son bilimsel araştırmalarda, polenin zihinsel performans ve bilişsel durum üzerinde faydaları olduğu görülmüştür.Aynı zamanda çocuklarda büyüme ve gelişmenin desteklenmesinde yararlanılabilecek doğal bir gıda desteğidir.Aktif spor yapan bireylerde spor performansının iyileştirilmesi ve kas gelişimini desteklemek adına günlük beslenmeye dahil edilebilir.Yüksek miktarda kuersetin, kaempferol ve polifenol türevlerini barındıran bir arı ürünü olan polenin bağışıklık yanıtını iyileştirici, mide ve bağırsak sağlığını da destekleyici etkileri mevcuttur.
Polenin sağlık faydalarından yararlanabilmek adına doğru ve güvenilir kaynaklardan, uygun kalite ve üretim standartlarında ürünleri tüketmek önemlidir.
2020 yılında Nanchang Üniversitesi’nde yapılan bilimsel çalışmada, polen desteğinin antibiyotik tedavisi gören disbiyozisli (bağırsak mikrobiyota dengesi bozulmuş) ratlar üzerine etkisi incelenmiştir.3 hafta süren çalışmada farklı dozlarda polen desteği alan ratların bağırsak bariyer fonksiyonları, bağırsak geçirgenliği ve inflamatuar cevapları üzerine etkisi incelenmiştir. Çalışmaya katılan 60 rat, 6 gruba ayrılmıştır.İlk grup, disbiyozisli ratlardan oluşan kontrol grubudur. İkinci ve üçüncü grup, antibiyotik tedavisi alan disbiyozisli ratlardan oluşmaktadır. Dördüncü grup, 100 mg/kg polen desteği almaktadır.Beşinci grup, 200 mg/kg polen desteği almaktadır.Son grup ise 300 mg/kg polen desteği almaktadır.Çalışma sonucunda artan polen tüketimiyle birlikte, antibiyotik kullanımına bağlı görülen bağırsak fonksiyonlarındaki bozulmanın iyileştiği bildirilmiştir.Araştırmacılar, polenin bağırsak mikrobiyotasını düzenleyerek bağırsak bariyer bütünlüğünü iyileştirebilen doğal bir fonksiyonel gıda olduğunu bildirmiştir.
Kaynak: Zhu, Liuying, et al. “A polysaccharide from Fagopyrum esculentum Moench bee pollen alleviates microbiota dysbiosis to improve intestinal barrier function in antibiotic-treated mice.” Food & Function 11.12 (2020): 10519-10533.
Polenin Sindirim Sistemi Üzerindeki Faydaları yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Siğil Tedavisinde Propolis Etkisi yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Propolis Kullanım Alanları yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>Propolis Nedir? yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Propolis kovandan çıktığı ham haliyle tüketilebilir özellikte değildir. Kovanda balmumu ile karışık halde, oldukça sert bir üründür. Propolisin %50’den fazlası reçinemsi maddelerden yani antioksidan bileşenlerden oluşur. Kalan kısmının da büyük bir bölümünü balmumu oluşturmaktadır. Bu haliyle vücudumuz propolisi yeterince sindirememektedir. Dolayısıyla propolisin biyoyararlılığını arttırmak ve insan tüketimine uygun hale getirmek gereklidir. Bunun için mutlaka uzmanlar tarafından uygun koşullarda ekstraksiyon yani özütleme işlemi yapılmalıdır. Bu özütleme aşamasında propolisin içerisindeki balmumu ve diğer safsızlıklar ayrıştırılarak, ona antimikrobiyal, antioksidan vb. özellik kazandıran yararlı bileşenler ekstrakte edilir. Uygun koşullarda işlenmediği takdirde propolisin biyolojik aktivitesi ve sağlık etkilerinden bahsetmek söz konusu değildir.
Gerçek propolisi analiz yapmadan ayırt etmek mümkün değil. Ben 2010 yılında oğlumun bağışıklık sorunu için propolis ve arı sütünü araştırdığımda bu ürünlerin ülkemize çoğunlukla Çin’den ithal edildiğini öğrendim. Çin’den gelen ürünlerde katkı kalıntı sorunları mevcut, saf değiller. O dönemde oğluma vermeden önce ürünleri alıp kendi laboratuvarımda da analiz ettim. Çin propolislerine ağaçların yaprak, sap ve tomurcuklarının toz haline getirilerek katılmış olduğunu gördüm. Ayrıca, maltodekstrin, silikon dioksit, çeşitli boyar maddeler gibi dolgu ve katkı maddeleri ile propolisi çoğaltabiliyorlar. Bunlar alerjik etki yapabiliyor. Maalesef ürün etiketleri doğru değil ve gerçek içeriği beyan edilmiyor. Bu anlamda tüketici aldatılıyor. Bu tarz ithal ürünlerin sağlığa zararlı etkileri mevcut. Propolis adı altında satılan pek çok üründe propolis namına bir şey yok. Bu anlamda propolisin menşei ve üretim sonrası uygun koşullarda ekstrakte edilmesi çok önemli…Ben, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda Anadolu propolisinin diğer ülkelerde üretilen propolislerle karşılaştırıldığında çok özel bileşenler içerdiğini ve buna bağlı olarak antibakteriyel, antioksidan etkilerinin çok yüksek olduğunu gördüm. Bunlara diğer yazılarımda genişçe yer vereceğim. Sonuç olarak propolis oldukça hassas bir konu. Tüketicilerin bu konuda bilinçli olması gerekiyor…
Propolis Nedir? yazısı ilk önce Aslı Elif TANUĞUR SAMANCI üzerinde ortaya çıktı.
]]>