Arı sütü arılar tarafından üretilen, propolis ve baldan tamamen farklı bir arı ürünüdür… Gelee royale olarak ilk defa 1972 yılında tanımlanan arı sütü genç işçi arıların hypopharyngeal dokulardan salgılanır.  Arı sütü işçi ve erkek arı larvanlarının ilk üç günlük besinini sağlamak amacıyla kullanılır. Yani işçi arılar yavru arıları beslemek için kendi vücutlarından salgılar. Arı sütü anne sütü gibi aslında… Arı sütü aynı zamanda kovandaki kraliçe arının yaşam boyu kullandığı besin maddesidir. Kraliçe arı hayatı boyunca arı sütü ile beslenir ve diğer arılardan farklılaşır. Örneğin; işçi arılar birkaç ay yaşamasına karşılık ana arı birkaç yıl yaşayabilmektedir. Ana arılar günde 1500-3000 yumurta bırakabilmektedir ve bu üretkenliği birkaç yıl boyunca devam ettirebilmektedir. Kraliçe arının sadece arı sütü ile beslenerek aynı genetik özelliklere sahip işçi arılardan farklılaşması, daha uzun bir ömre sahip olması ve üretkenliği insanlar tarafından çekici bir ürün haline gelmesine neden olmuştur.

Arı sütü, doğal bir enerji ve zindelik kaynağı gibi düşünülebilir. Yapılan bilimsel çalışmalarda düzenli arı sütü tüketiminin çocuklarda bedensel ve zihinsel gelişmeyi desteklediği, beyin aktivitesini geliştirici etkilerinin bulunduğu ve performans ve zindeliği arttırdığı ortaya konulmuştur. Ayrıca, ciltte kolajen sentezini arttırdığı, bunun yanı sıra kadınlarda yumurta sayısı, erkeklerde de sperm kalitesini arttırarak doğurganlık üzerine etkilerinin bulunduğu yapılan bilimsel çalışmalar ile ortaya konulmuştur.

Arı sütünün yapılan bilimsel çalışmalarda, genel olarak vücutta hücrelerin üretimi, metabolizması ve yenilenmesinde rol oynadığı; buna bağlı olarak tüm dokularda canlılık, enerji sağladığı ortaya konulmuştur. Ayrıca bağışıklığı desteklemeye yardımcıdır. Arı sütünün doku ve cildi yenileyici, gerdirici etkileri sebebiyle kozmetik endüstrisinde de kullanımı bulunmaktadır.

Son yıllarda apiterapiye verilen önemin artmasıyla arı sütünün bu anlamda kullanımı ve faydaları üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda da artış görülüyor. Bu anlamda gıda, kozmetik sanayiinde farklı ürünlerde de arı sütünü göreceğiz gibi görünüyor. Burada önemli olan kovandan sofraya uzmanların kontrolünde doğallığı ve saflığı korunarak ürünlerin tüketicilere ulaşması… Bunun için de kontrollü koşullarda üretim, sözleşmeli model önemli… Bir sonraki konuda buna da değineceğim…


1. Crane, E., “Bees and beekeping Science, practice and world resources”. Heinemann Newnes: Oxford, UK., 1990.

2. Kubo, T., Sasaki, M., Nakamura, J., Sasagawa, H., Ohashi, K., Takeuchi, H., Natori, S. 1996. Change in the expression of hypopharyngealgland proteins of the worker honeybees (Apis mellifera L.) with age and/or role. J Biochem, 119: 291-295.

3. Chen, C. ve Chen, S. 1995. Changes in protein components and storage stability of Royal Jelly under various conditions. Food Chemistry, 54, 195–200.

4. Karabağ, K., Dinç, H. ve Selçuk, M. 2010. Arı Sütünün İnsan Sağlığı İçin Önemi, s. 1-3.